Sitemizi kullanabilmeniz için tarayıcınızda javascriptlerin çalışmasına izin vermelisiniz.
Onceki
Kapat
Bekleyiniz, resim yukleniyor...
Sonraki
Sonraki
PetVet
Pzt - Ct  09:30 - 20:00
Pazar  10:00 - 18:00
Corona virüsü; kedilerde sindirim sistemine yerleşen Coronaviridae ailesine bağlı bir virüstür. Kedilerin büyük gruplar halinde bir arada tutulduğu ortamlarda çok yaygındır.

Yapılan araştırmalara göre; evde beslenen kedilerin %25-40'ı Feline Corona Virüs (FCoV) ile enfekte iken, birden fazla kedinin bir arada tutulduğu ortamlarda kedilerin %80-90'ının FCoV pozitif olduğu görülmüştür.

Virüs esas olarak bağırsaklara yerleşip burada bölünerek çoğalır ve dışkı ile dışarıya atılır. Dış ortama atılan virüs birkaç hafta canlı kalabilirken, dezenfektanlara karşı çok dayanıksızdır. Enfeksiyon, virüsün kedi tarafından ağız yoluyla (yalama ile) alınması ile oluşur.

Olguların çoğunda, FCoV'la enfeksiyon orta derecede seyreden bir ishale neden olurken, bazen belirtiler anlaşılamayabilir.

Ancak bazı durumlarda, enfeksiyon sırasında, virüs bağırsaklarda çoğalırken spontane olarak mutasyona uğrar ve değişik suşlar (alt türler) meydana gelir, bu sırada eğer feline infeksiyöz peritonitis'i (FIP) oluşturan suşa dönüşür ise, hastalığın seyri dramatik olarak değişir.

Bu versiyonda, artık bağırsak hücreleri içinde bölünmeyen virüs, makrofajları (savunma hücrelerini) enfekte etmeye başlar ki, bu hücreler bağışıklık sisteminin en önemli savunma hücreleridir.

Makrofajlara girerek tüm vücuda yayılan virüse karşı eğer vücut tarafından iyi bir savunma geliştirilemezse, FIP hastalığının klinik belirtileri ortaya çıkar.

FIP'e dönüşen vakalarda kedilerden dışkıyla dışarıya virüs salınımı olmaz. Yani FIP'li kediler etrafı enfekte etmezler.


FIP'de klinik belirtiler nelerdir?

FIP çok değişik klinik belirtilere yol açar ve maalesef bu belirtiler FIP için yeteri kadar spesifik değildir. Bu yüzden de teşhis sadece klinik belirtilere göre konulamaz.

FIP'in erken belirtileri genellikle çok belirgin değildir. Dalgalanan ateş, halsizlik ve iştahsızlık sıkça görülür.

Bu belirtilerden bir süre sonra; günler haftalar veya aylar sonra, diğer belirtiler genellikle şekillenir.

Hastalığın iki formu vardır. “Effusive/ıslak” form ve “kuru/non-effusive” form.

Kedilerin bir kısmında her iki form da aynı anda şekillenebilir.

Hastalığın ıslak formunda; ya abdominal (karın içinde) boşlukta, ya da göğüs boşluğunda sıvı toplanması olur. Abdomende biriken sıvı, karnın çok şişmesine neden olurken, göğüste toplanan sıvı sonucunda nefes almada güçlük şekillenmektedir.

Bu sıvıların vücut boşuklarında toplanmasının nedeni, FIP nedeni ile oluşan enfeksiyon ve yangının kan damarlarında hasara neden olması (vasculitis) ve bu hasar sonucu damar içindeki sıvıların dışarı sızıp vücut boşluklarında toplanmasıdır. Bu şekildeki formdan dolayı hastalık “peritonitis” periton yangısı (abdominal boşluğu saran zar) olarak adlandırılmaktadır.

Hastalığın kuru fomunda ise; birden fazla organda (akciğer, karaciğer, böbrek, bağırsaklar ve merkezi sinir sistemi) granulomatoz veya pyogranulomatoz (yangısal/enfektif) odaklar oluşur. Etkilenen organ sistemine göre de, farklı klinik belirtiler ortaya çıkar.

FIP her yaşta şekillenebilirse de, daha çok genç yaştaki kedilerde görülür.

Etkilenen kedilerin % 80’i 2 yaşından ufaktırlar. Birçok olguda hastalık 4-12 aylık yaşlardaki yavru kedilerde görülmektedir.

Daha önce bahsedildiği üzere; FIP’e ayrıca gruplar halinde bir arada tutulan kedilerde daha sık rastlanır (üretim yerleri, barınaklar, birden fazla kedinin beslendiği evler).

Kedilerin kalabalık ortamda bulunmaları strese neden olduğu için immun (bağışıklık) sistemleri düzgün çalışmaz ve bu durum hastalığın oluşmasında etkili olur. Yapılan çalışmalar ayrıca genetik faktörlerin de hastalığın oluşmasında rol oynadığını göstermiş olsa da, bu konu, yani hastalığın neden şekillendiği, hala kompleks yapısını korumaktadır.

FIP baş edilmesi zor bir hastalıktır, çünkü hiçbir klinik bulgu FIP için tam anlamıyla spesfik değildir. Basit bir kan testi ile de teşhis konulamaz.

Ancak genç kediler ve/veya birden fazla kedinin bir arada bulunduğu ortamlarda yaşayan kedilerde görülen halsizlik, iştahsızlık, dalgalanan yüksek ateş, kilo kaybı, büyümede gerilik, sarılık, nörolojik belirtiler, uveit ve göğüs ve/veya karın boşluğunda sıvı toplanması; hastalık için şüphe duyulmasını sağlar.

Teşhis için tam kan sayımı, biyokimyasal veriler, serolojik testler, protein elektroforezi, histopatoloji.. gibi çok sayıda veriye ihtiyaç duyulmakta olup; bu verilerin klinik şikayetlerle uyumlu olması gerekmektedir.

Tek bir kan testi serolojik test ile teşhis konulamaz. Kan örneğinde FCoV virüsünün tespiti (corona virüs seroloji), teşhisde son derece sınırlı ve yeterli olmayan bir veridir.

Çünkü hiçbir test enterik corona virüsü ile mutasyona uğrayan FIP virüsünü ayırt edemez. Corona testi pozitif olan yüzlerce sağlıklı kedi vardır.


FIP'de Tedavi

FIP'in klinik belirtileri oluştuktan sonra tedavisi maalesef mümkün değildir ve hastalık ölümcüldür. Destekleyici tedaviler (örneğin antienflamatuvar ilaçlar) bazı belirtileri bastırıp ömrü uzatsa da, hayat kalitesinin arttırılması sadece belli bir süre için sağlanabilir. Bazı durumlarda ötenazi kararı daha fazla acı çekmeyi engellemek için verilebilir.

Bazı yayınlarda (recombinat feline interferon omega) tedavilerinin yararı olduğu belirtilmiş olsa da, gerçek anlamda kanıtlanmış bir tedavi başarısı maalesef şu an için yoktur.


FIP'den korunma

Bazı ülkelerde hastalığa karşı koruma sağlamak için FIP aşısı kullanılmaktadır.

Yavru kedilerde 16 haftalıktan sonra (bazı yayınlar olası etkinliğini desteklemiştir) yapılabilmektedir. Ancak aşının yapıldığı yaş da, özellikle üretim yerlerinde, kedi yavrularının hali hazırda FCoV ile enfekte olup olmadıkları bilenemediği için etkinlik ve yararlılık da soru işareti olarak kalmaktadır. Bu sebeplerden dolayı muhtemelen aşının çok az yararı olsa da, ölçülebilir bir etkinliğinden bahsedilememektedir.


FIP riskini üretim yerlerinde nasıl düşürebiliriz?

FIP görülme sıklığı tek kedi bakılan evlerde çok düşüktür. Kedi edinirken kedilerin daha az sayıda bir arada bulunduğu üreticilerden kedi alınması (beş kediden daha az sayıda) riski düşürebilir.

Virüs çok yaygın olarak her yerde bulunabildiği için, üreticilerin Corona virüs enfeksiyonlarını engellemeleri çok çok zordur. Dolayısı ile FIP oluşma riskini düşürecek önlemlerin alınması gerekmektedir;
 
  • Kediler büyük gruplar halinde bir arada tutulmamalıdır. Özellikle yavru kediler.
     
  • Kediler en fazla 4'erli gruplar halinde barındırlmalıdır. Bu şekilde endemik FCoV enfeksiyon riski düşürülmektedir.
     
  • Her iki kedi için bir tuvalet kabı bulundurulmalıdır. Tuvalet kapları sıkça temizlenip dezenfekte edilmelidir.
     
  • Tuvalet kapları ile su ve yemek kapları birbirinden uzakta olmalıdır. Kaplar günde bir kez dezenfekte edilmelidir.
     
  • Kediler stresden uzak tutulmalı, hijyenik şartlara dikkat edilerek koruyucu hekimlik uygulamaları aksatılmamalıdır.